IBM Digital Business Automation Platform

IBM tarafından 29 Ocak – 2 Şubat 2018 tarihleri arasında İspanya’nın başkenti Madrid’de gerçekleşen IBM Cloud Fast Start Europe 2018 etkinliğinde, 23.03.2018 tarihinde yeni sürümünün (V18.1) çıkacağı duyurulan Digital Business Automation Platformu hakkında bilgiler verilerek tanıtılmıştır. IBM bizlere Enterprise Content Management ve Business Process Management’in geleceğinin bu platform ile ileriye taşınacağını, yeni platform sayesinde birçok işlemin çok daha performanslı, stabil ve platforma yeni katılan RPA (Robotic  Process Automation) ile birlikte rutin işlemlerin daha hızlı ve hatasız bitirileceği belirtmiştir.

Peki IBM Digital Business Automation Platform tam olarak nedir, yetenekleri nelerdir ve platformu oluşturan ürünler nelerdir?  Bunları kısaca açıklayacağız.

Şekilden de görebileceğimiz gibi  IBM Digital Business Automation Platform, 5 platformdan oluşan  entegre bir sistemdir. 5 platformu kısaca aşağıda belirtirsek;

  • Kurumsal içerik yönetimi olarak Content Platform’u,
  • İş akışları olarak Case Manager ve IBM BPM (IBPM) birlikteliğinden doğan güç ile uçtan uca işe Workflow Platform’u,
  • Yüksek sayılarda dokümanlarda istenilen bilgilerin yakalanıp, birçok image processing işlemleri yapılmasını sağlayan IBM Datacap,
  • İş akışlarında kullanılan kuralların daha hızlı, güvenilir ve optimizasyonlarının daha kolay yapılabilmesini sağlayan IBM ODM (Operational Decision Management),
  • Son yılların parlayan ürünü olan ve birçok büyük firmanın devamlı yeni özellikler ekleyerek kendi ürünlerini geliştirdiği , operasyonel işlemleri hızlandırılması ve işlemlerin hatasız gerçekleştirilmesi sağlayan RPA (Robotic  Process Automation) olarak adlandırılan Automation Anywhere ,

karşımıza belirtilen platformlar olarak çıkacaktır.

Bunların hepsi bir tarafa kişisel olarak en beğendiğim özellik UX (User Experience) bir framework olan ICN (IBM Content Navigator) ürününün özellikle Content Platform’u ve Workflow Platform’una arayüz sağlamasıdır.

IBM Digital Business Automation Platform’unu oluşturan bileşenlerden Content Platform ile Workflow Platformu biraz daha detaylandıracağız.

Content Platform

Content Platform 3 farklı üründen oluşabilmektedir. Bunlardan ilki FileNet P8 olarak bilinen IBM Content Foundation’dır. İkincisi CMOD dediğimiz IBM Content Manager On Demand’dir. Üçüncü ürün de CM8 olarak bilinen IBM Content Manager’dır.

Ürünlerden de anlayabileceğimiz gibi bunlardan herhangi birini kurulum ve konfigürasyonlarını yaparak kullanacağımız entegre sistem için yani IBM Digital Business Automation Platform için içerik yönetimi platformu olarak kullanırız.

Workflow Platform

Workflow Platform olarak adlandırdığımız sistem 2 adet komponenti birlikte içerebilir.  Case Manager olarak isimlendirdiğimiz ürün ile birlikte IBM Business Process Management (IBPM) ile birlikte uçtan uca akışlar tasarlamamıza olanak sağlayacaktır.

Case Manager’ın bizlere sunduğu vaka yönetimi ile birlikte, IBPM iş akışları bizlere 360 derecelik bakış açısı kazandırır.  IBPM ile iş akışları daha başarılı, daha optimize ve akışlarla birlikte bizlere analiz yeteneği sunan objeler barındırırlar.

Daha öncede bahsettiğimiz gibi IBM Content Navigator uygulaması da bizlere hem Content Platform hem de Workflow Platform tarafında çok stabil ve performanslı şekilde UX framework sağlamaktadır.

Data Capture Platform

Datacap, ECM (Enterpise Content Management) sistemler için belgeleri bulan (yakalayan), daha performanslı ve stabil şekilde belgelerle ilgili verilere erişim sağlayan, eriştiği paylaşımlarını hızlandıran çok yüksek sayıda dokümanları işleyen bir teknolojidir.

Datacap yine IBM Content Navigator uygulaması ile bütünleşik çalışmaktadır. Bu da bizlere daha hızlı geliştirmeler sağlamakta ve yönetimi kolaylaştırmaktadır.

Datacap  çok fazla kanalda doküman alabilmekte (file sistem, fax, mail , mobile ), bunları işlemekte ve Content Platform’unu beslemektedir.  Bu gözlede bakıldığında Datacap bizler için çok kullanışlı bir uygulama olmaktadır.    Özellike mobil desteği muadili olan ürünlere göre çok ileri seviyededir.

Decision Platform

IBM ODM (Operational Decision Manager) iş süreçlerinde kullanılan kararları iş süreçlerinden ayrı ele alarak hızlı ve performanslı kararlar alınmasını sağlayan platformdur. Bilgi İşlem çalışanları (teknoloji çalışanları) tarafından bile çok karıştırılan bir konu olan ODM,  Workflow olarak adlandırdığımız iş süreçlerinden tümden bağımsız bir konudur.

ODM, kullanılan iş süreçlerinde verilmesi gereken kararların daha esnek, hızlı ve daha kolay yönetilebilmesini sağlayan, iş süreçleri ile bütünleşik çalışan bir yapıdır.

İş süreçlerini geliştirirken yapılan en büyük hata karar mekanizmalarının iş süreçlerinde tasarlanmasıdır. Bizler bu işlemi ODM’de yapmalıyız ve karar mekanizmaları değiştiğinde iş süreçlerine hiç müdahale etmeden, karar mekanizmalarını devreye alabilmeliyiz.  IBM ODM bu konuda bizlere çok esnek bir yapı sağlamaktadır.

Özellikle bankacılık ve sigortacılık sektöründe yoğun olarak kullanılmaktadır.

RPA (Robotic Process Automation) Platform

RPA (Robotic Process Automation), iş süreçlerini otomatikleştirmek için kendi yazılım robotlarınızı oluşturarak bu iş süreçlerini otomotize etmemizi sağlarlar.

Son yıllarda çok fazla duyduğumuz bu kavram ilerde birçok operasyonel işlemlerde insan gücü yerine çalışacak teknoloji olacaktır.

RPA ile bot’lar (küçük yazılım robotları şeklinde çevirebiliri) oluştururuz. Bot’lar iş süreçlerinde kullanılan küçük yazılımlardır. Bizler RPA ile öncelikle bot’lar oluşturur, bot’lara işlerin nasıl yapılması gerektiğini gösteririz. Bundan sonrasında herşey bot’lar tarafından yapılır.

Dikkat edersek RPA ile hiçbir kod yazmadan iş süreçlerimizi yönetebiliyoruz, bu bizler için büyük kolaylık olmaktadır.

Ayrıca IBM’in kullandığı PRA ürünü olan Automation Anywhere ile Datacap bütünleşik çalışabilmekte ve entegre edilmektedir.

Digital Business Automation Platform Database ve İşletim Sistemi Bağımsızlığı

IBM Digital Business Automation Platform’u IBM AIX, Redhat Linux ve Windows Server 2012 – 2016 gibi farklı işletim sistemlerini deskteklemesi işletim sistemi anlamında bizlere platform bağımsızlığı sunmaktadır.

Aynı şekilde database olarak Oracle, SQL Server veya IBM DB2 seçeneklerini bizlere sunması ürünün database tarafında da ne kadar güçlü bir platform olduğunu bizlere göstermektedir.

Sonuç olarak; son dönemler çok fazla gelişme gösteren RPA (Robotics Process Automation) ile birlikte özellikle devlet kurumları, banka, sigorta, telekom, enerji, perakende ve sağlık sektörü gibi  içerik yönetimi ve iş akışlarını kullanan, diğer sistemlerle entegrasyon sağlayan sektörler için IBM Digital Business Automation Platform kusursuz hizmetler sunacaktır.

Kaynak : https://www.ibm.com/automation/ibm-automation-platform-digital-business 

Erkan SEZER

ECM & BPM Danışmanı

Microservice Nedir?

Microservice mimari, basit tanımıyla, tek büyük bir uygulama (monolithic) geliştirmek yerine küçük parçalar halinde uygulamalar geliştirme üzerine kurulu bir yazılım geliştirme yaklaşımıdır diyebiliriz. Bu küçük servisler farklı programlama dilleriyle geliştirilebildiği gibi farklı veri depolama teknolojileri kullanılarak farklı platformlarda dağıtık bir yapıyla da çalışabilme olanağı sağlamaktadır. Bu noktada farklı dillerde geliştirilip RESTFUL ya da http üzerinden JSON ya da XML ortak diliyle konuşabilmektedirler.

Yazılım dünyasının yakından tanıdığı Martin Fowler’ın ortaya attığı bu yaklaşım aslında mevcut SOA (Service Oriented Architecture) mimarisinin devamı gibi görünse de monolithic uygulamaların yetersizliğinden kaynaklanan yazılım geliştirme süreçlerinin bir evrimi gibi de düşünülebilir. Nedir monolithic uygulamalar? Günümüzde yaygın olarak uygulama geliştirme süreçlerinde kullandığımız ve Front-end için teknoloji çeşitliliği bulunsa da back-end için tek bir dil ile geliştirilen, bir host üzerinden bütün API’ların sunulduğu yekpare bir uygulama biçiminde düşünülebilir.

Peki microservice mimariye evrimi sağlayan monolithic mimarilerin eksiklikleri nelerdir?

En temel problemlerden biri mevcutta çalışan bir uygulama üzerinde herhangi bir güncelleme ya da bug fix yapılması gerektiğinde tüm uygulama yeniden deploy edilmeli ve bu deployment işlemi esnasında uygulamanın tüm modüllerine erişim engellenmektedir. Gerçek dünyada aktif kullanılan uygulamaların bu tür bir kesintiye uğraması ciddi maliyetler doğurmaktadır. Bu kesinti maliyetlerinin yanında entegrasyon bağımlılıkları diğer tüm süreçlerin de test edilmesini gerektirdiğinden ekstra test maliyetleri de doğurmaktadır.

Buna karşın microservisler ile dağıtık yapıda geliştirilen uygulamalar için sadece aksayan bacaklar güncellenerek tüm sistemin kesintiye uğramasının önüne geçilebilmekte. Böylelikle sadece güncellenen servislerin testi ile hızlıca gerçek dünyaya erişime açılabilmekte, uygulama geliştirme süreçlerinin olmazsa olması sürdürülebilirlik (maintainability) daha da kolaylaşmaktadır. Buna güncel dünyadan verilebilecek en iyi örnek Amazon’un her 11.7 saniyede bir deployment yapıyor olması gösterilebilir.

Yazılım geliştirme süreçlerinde her ne kadar Agile kullanılarak ilerlenebilse de kurumsal dünyada monolithic uygulamalarda süreç ilerledikçe entegrasyon ya da kaynak bağımlılıkları, Scrum süreçlerine evrilmeye neden olmaktadır. Microservice mimaride uygulamalar ne kadar küçük parçalara ayrıştırılabilirse geliştiricilerin de Agile disipliniyle daha küçük takımlar halinde daha bağımsız çalışabilmesi sağlanabilmektedir. Örneğin bazı problemlerin farklı teknolojilerle daha iyi sonuçlar üretiyor olmasının önünde bir engel olan monolithic uygulamalardaki tek dil bağımlılığı yerine her operasyona uygun performanslı diller ile geliştirmeler yapılarak toplam performansın arttırılabildiği gibi geliştirici firmalara istihdam anlamında farklı diller ile geliştirme yapabilecek çalışan çeşitliliği de sağlanabilmektedir.

Monolithic uygulamalarda yatay genişleme load balancer teknolojileriyle sağlanabilse de en nihayetinde donanımsal bağımlılık sınırları vardır. Tüm uygulama bir host üzerinden sunulduğunda sunucu, network ya da donanım üzerinde yaşanabilecek problemler tüm uygulama adımlarına sirayet etmekte, aksayan bir bacak tüm uygulamayı atıl hale getirebilmektedir. Microservice mimari ile geliştirilen dağıtık yapıdaki uygulamalarsa kaynak erişimlerinden, coğrafi erişim farklılıklarına kadar ölçeklenebilirlik (scalability) imkanı sağlayabilmektedir. Bu noktada yaygın olarak sanallaştırma ve bulut teknolojileri kullanılmaktadır.

Microservice mimari üzerine bilinen kapsamlı çalışmalar dünyaca ünlü yayın kuruluşu Netflix tarafından yapılmış olup, yayın ağını oluşturan temeller microservice üzerine kurulmuştur. Netflix Java temelli bir framework olan Spring Framework için Spring Cloud Netflix, service discovery aracı Eureka gibi araçlar geliştirmiş ve kullanıma sunmuştur.

Bunun yanı sıra Uber, Amazon, Ebay, Sound Cloud gibi içerik sunumu yapan global firmalar da Microservice mimari dönüşümlerine başarıyla ayak uydurmuştur.

Özetle microservice yeni bir teknoloji olmayıp, zaman ve bilgiye erişimin küreselleşen dünyadaki değeri düşünüldüğünde geliştirilen uygulamaların etkin biçimde talepleri karşılayabilmesi için evrimleşmiş bir yazılım geliştirme yaklaşımıdır.

Serdar Yusuf GARGILI

BBS Uygulama Geliştirme Uzmanı 

Microsoft Toplu Lisanslama Hizmet Merkezi Portalı’na ilk defa mı giriş yapıyorsunuz?

OEM ve Kutu lisanslama modeline kıyasla Microsoft Open lisanslama modeli Bilgi İşlem departmanlarının lisans yönetimini büyük ölçüde kolaylaştırdığı artık birçok bilgi işlem uzmanı tarafından bilinmektedir. Lisans ISO ve anahtarlarının görüntülenip indirilebildiği Volume Licensing Service Center (VLSC) / Toplu Lisanslama Hizmet Merkezi portalı sayesinde fatura, lisans kurulum CD’si ve lisans anahtarlarını saklamanın getirdiği yük ortadan kalkmıştır öyle ki tek bir kullanıcı adı ve şifre ile tüm lisans bilgilerine ve kurulum ISO’larına VLSC portalı üzerinden ulaşılabilmektedir.

Satın alınan bir open lisansı VLSC portalı üzerinden görüntüleyebilmek için portala Windows Live ID olarak tanımlı bir e-mail adresi ve şifre ile giriş yapılması gerekmektedir. Çoğu kez giriş yapabilmek adına birçok kurumda kuruma ait bir e-mail hesabı yerine şahsi Hotmail ya da Windows Live ID adresleri kullanılmaktadır. Ancak kuruma ait olan lisansların kurumsal bir e-mail adresi ile görüntülenmesi hem daha doğrudur hem de kurumun giriş hakkı olan VLSC portalını kişisel e-mail adresinden bağımsız hale getirmektedir. VLSC portalına giriş kurumsal mail adresi yerine şahsi mail adresi ile sağlanırsa belirtilen şahsi mail adresine erişilememesi ya da o e-mail adresi sahibinin kurumdan ayrılması durumunda lisans bilgilerine erişebilmek için lisanslama merkezi ile iletişime geçip lisansların tanımlı olduğu mail adresi değişikliğinin yapılması gerekmektedir.

Kurumsal bir mail adresi ile VLSC portalına giriş yapabilmek için öncelikle kurumsal e-mail adresinin Windows Live ID olarak tanımlı olması gerekmektedir. Bu tanımla işlemi aşağıdaki link üzerinden gerçekleştirilebilir.

https://signup.live.com/signup.aspx?mkt=TR-TR&lic=1

Yapılan kurumsal e-mail adresini Windows Live ID olarak tanımlama işleminden sonra oluşturulan şifre ve kurumsal e-mail adresi ile VLSC portalına giriş sağlanabilmektedir. VLSC portalına aşağıdaki link üzerinden giriş sağlanabilmektedir.

https://www.microsoft.com/Licensing/servicecenter/default.aspx

Not: Belirtilen linklerin Internet Explorer ya da Edge ile açılması gerekmektedir.

VLSC portalına giriş için tanımlanmış olan e-mail adresinin bundan sonraki süreçte sipariş edilen ya da edilecek olan tüm open lisanslar için kullanılması ve bu e-mail adresinin lisans siparişi aşamasında lisansın tedarik edildiği Microsoft İş Ortağına belirtilmesi  çok önemlidir çünkü bu şekilde tüm sipariş edilen open lisanslara tek portal üzerinden tek e-mail adresi ile ulaşılabilmektedir. Aksi takdirde lisans siparişleri farklı e-mail adreslerine tanımlanabilmektedir.

Duygu DELİLER

Microsoft Lisanslama Uzmanı